Bir varmış, bir yokmuş… Uykuyla uyanıklık arasında, düşüncelerinin gölgeleriyle oyun oynayan bir oğlan varmış. Saçı yokmuş, çünkü düşüncelerini havalandırmak istermiş. Ona herkes "Quelle?" Oğlan dermiş, çünkü her şeyin ardında bir soru arar, her cevaba bir yeni soru ekler, hiç durmadan merak edermiş.
Bir gece, Quelle? Oğlan başını yastığa koymuş ama uyku ona bir türlü gelmemiş. "Uykunun ardında ne var?" diye sormuş. O anda yastığının içinden bir fısıltı yükselmiş:
— "Cevapsız bir diyar… Gel, orayı bul."
Quelle? Oğlan gözlerini kapamış, ve birden düşmüş, düşmüş, düşmüş… Uyanık ama uykuya yakın, gerçek ama rüya gibi bir yere varmış: Sessiz Rüya Diyarı.
Burada ses yokmuş, ama her şey konuşuyormuş. Ağaçlar rüzgâr olmadan sallanıyor, nehirler şarkı söylemeden akıyor, gökyüzü bulutsuz ama gölgeliymiş. Quelle? Oğlan merakla bakınmış.
Bir taşın yanına gitmiş ve fısıldamış:
— "Sen neden buradasın?"
Taş titremiş, ama hiç cevap vermemiş.
Bir kuşun yanına gitmiş ve sormuş:
— "Neden şarkı söylemiyorsun?"
Kuş kanatlarını kaldırmış, ama havalanmamış.
Quelle? Oğlan cevap beklemiş, ama Sessiz Rüya Diyarı'nda sadece sorular kalırmış. Burada her şey, tıpkı onun gibi, "Quelle?" diye sorarmış ama cevap vermezmiş.
Oğlan bir süre bu dünyada dolaşmış. Merakı, sessizliğin içinde yankılanmış ama hiç yankı bulamamış. Sonunda göz kapakları ağırlaşmış.
— "Belki," diye mırıldanmış, "bazı sorular uykuya dalınca cevabını fısıldar…"
Ve o anda, Quelle? Oğlan rüyanın içine doğru kaymış. Göz kapakları kapandığında, Sessiz Rüya Diyarı da onunla birlikte solmuş.
O günden sonra Quelle? Oğlan her gece, bir cevabın değil, bir sorunun peşinden uykuya dalmış. Çünkü bilirmiş ki bazı cevaplar ancak uyurken gelir.
Ve işte, böylece masal da burada biter, uykunun tatlı kolları sizi de sarar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder