Atalay ÇOPUR, ChatGPT
Sınıfsallığı bünyesinde barındıran bir psikanaliz pratiği klasik psikanalitik çerçevenin dışında değil, aynı zamanda onun sınıfsal ve tarihsel koşullarıyla hesaplaşan bir etik üzerine inşa edilmelidir. Sınıfı göz ardı etmeyen, tersine onu kliniğin merkezine alabilecek bir psikanalitik etik geliştirmek için öncelikle psikanalizin mevcut kurumsal yapısı anlaşılmalıdır. Bu yapının yalnızca bireysel analiz süreçleri üzerinden şekillenmediğini, aynı zamanda belirli bir ekonomik düzenin de parçası olduğunu kabul etmek gerekir. Psikanalistin etik sorumluluğu yalnızca aktarım ilişkisini düzenlemek değil, aynı zamanda bu ilişkinin hangi ekonomik ve politik koşullar içinde mümkün olduğunu da sorgulamaktır.
Ruh sağlığı çalışanlarının tecrübe ettiği tükenmişlik, yoksulluk, ekonomik bunalım, mesleğe yönelik öfke, karşı-aktarımlar gibi değişkenler büyük ölçüde psikanalizin ekonomi-politik bağlamındaki çelişkilerden kaynaklanır. Eğitim süreçleri, süpervizyon maliyetleri, düşük ücretlerle çalışma ve danışan portföyü oluşturamama gibi meseleler psikanaliz pratiğinin yalnızca teorik bir formasyon değil aynı zamanda maddi bir mücadele alanı olduğunu gösterir. Bu noktada, psikanalitik pratiğin neoliberal piyasa ilişkileri içinde konumlandığını görmek gerekir. Psikanaliz yüksek ücretli özel pratiklerle sınırlı kaldıkça alt sınıflardan gelen analistler için bir geçim kaynağı olmaktan çok bir imkansızlık alanına dönüşür. Bu imkansızlık hem klinik çalışmanın sürekliliğini sağlayamama hem de meslektaşlar arasındaki sınıfsal ayrışmanın yarattığı utanç duygusuyla birleşir (Corpt, 2013).
Bu noktada sınıf merkezli psikanalitik bir etik geliştirmenin yolları nelerdir?
Öncelikle, psikanalizin kolektif bir pratik olarak yeniden düşünülmesi gerekir. Analistin yalnızca bireysel bir uygulayıcı değil, aynı zamanda sınıfsal konumunun bilincinde olan ve bu konumu analiz pratiğine dahil eden bir özne olması gerekir. Bu, Lacan’ın Seminer XI’de de vurguladığı analistin arzusu meselesini de yeniden ele almayı gerektirir. Analistin arzusu, yalnızca aktarımdaki boşluğu düzenleyen bir arzu değildir; aynı zamanda analistin kendi sınıfsal konumuyla da hesaplaşmasını gerektirir.
Bu hesaplaşma, analistin maddi koşullarının analiz pratiği üzerindeki etkilerini -kendi analizinde, mesleki çevrelerde ve toplumda- açıkça konuşmasını gerektirir. Analist, analizanıyla olan ilişkisinde kendi sınıfsal konumunu ve bunun terapi çerçevesine olan etkisini görmezden gelmemelidir. Klasik analizin ‘nötralite’ iddiası, burada sınıfsal bir körleşmeye dönüşebilir. Oysa ki nötrlük her zaman bir sınıfsal arka plana sahiptir. Analistin sustuğu an gibi, aslında hangi ekonomik ve sınıfsal koşullar içinde susulduğunun göz önünde bulundurulması gerekir.
İkinci olarak, psikanalizin mevcut kurumsal yapısının dışına çıkan alternatif pratikler geliştirmek gerekir. Ücretsiz ya da düşük maliyetli analiz kolektifleri, işçi sınıfından gelen analistlerin dayanışma içinde süpervizyon alabileceği yapılar ve özellikle düşük gelirli analizanlara yönelik alternatif terapi çerçeveleri üzerine düşünmek gerekir. Bu noktada Freud’un erken dönem toplum ruh sağlığı önerileri (ücretsiz klinikler) yeniden ele alınabilir. Analitik topluluk, yalnızca belirli enstitülerde şekillenen bir grup olmaktan çıkmalı, aynı zamanda sınıfsal olarak marjinalleştirilmiş analistlerin de kendi pratiklerini inşa edebileceği bir alan yaratmalıdır.
Üçüncü olarak, psikanalistin maddi güvencesizliği, yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, kolektif bir mesele olarak ele alınmalıdır. Ücret politikasının esnekliği, seans iptallerinin yaratabileceği ekonomik kaygılar ve analizan sürekliliğinin maddi boyutları açıkça konuşulmalıdır. Analistin kendi yoksulluğunun, analiz sürecindeki ‘eksik’ olma duygusunu nasıl pekiştirdiğini görmek gerekir. Emekçi-Analist, yalnızca kendi formasyonunu sürdürmekte zorlanmaz, aynı zamanda eksik olarak konumlandırılır. Analistin bireysel hikayesi, sınıfsal konumuyla birleştiğinde bir tür utanç duygusu üretir.
Peki, bu utanç nasıl aşılabilir? İlk olarak, analistin kendi mesleki konumlanışını sınıfsal bağlam içinde açıkça tartışması gerekir. Klinik pratik içinde, maddi koşulların nasıl bir aktarım nesnesine dönüştüğü analiz edilmelidir. İkinci olarak, mevcut psikanalitik toplulukların eleştirel bir dönüşüm geçirmesi sağlanmalıdır. Analist yetiştiren enstitüler, yalnızca bireysel analiz süreçlerini değil, aynı zamanda ekonomik eşitsizlikleri de hesaba katmalıdır.
Sınıf merkezli bir psikanalitik etik, yalnızca belirli bir sınıfsal konumdan gelen analistlerin deneyimlerine dayanarak oluşturulamaz. Aynı zamanda analizin temel yapısal unsurlarının sınıfsal bağlam içinde nasıl şekillendiği sorgulanmalıdır. Analitik çerçevenin kuruluşu ve sürdürülmesi, analistin konumu, aktarım ilişkisi ve nötralite gibi ilkeler psikanalizin yalnızca bireysel bir pratik değil aynı zamanda sınıfsal olarak inşa edilen bir alan olduğunu gösterir. O halde analizanlara ve analistlere soracağımız soru şudur:
Psikanaliz, yalnızca belirli bir sınıfın terapötik alanı olmaktan nasıl çıkarılabilir?
Bu soruya verilecek cevap, her analistin kendi pratiğini nasıl konumlandırdığıyla doğrudan ilgilidir. Eğer analist yalnızca bireysel bir analiz sürecinin ürünü olarak kendini konumlandırırsa mevcut sistemin içinde kaybolacaktır. Ancak analist kendi sınıfsal konumunu da klinik pratiğine alabilirse alternatif bir etik geliştirme imkânı doğar. Bu etik yalnızca belirli kurallara bağlı kalmak değil, aynı zamanda bu kuralların hangi maddi ve sınıfsal koşullarla belirlendiğini sorgulamak anlamına gelir.
Sınıfsallık yalnızca bireysel bir maddi sıkıntının ötesinde, psikanalizin kurumsal ve ekonomik yapısının yeniden düşünülmesini gerektirir. Eğer psikanaliz, Öteki’nin arzusu üzerine kurulu bir yapıysa, bu Öteki’nin hangi sınıfsal bağlamda şekillendiğini de göz önünde bulundurmak zorundadır. Ancak o zaman, gerçekten kolektif ve erişilebilir bir psikanaliz mümkün olabilir.
Kaynaklar
Corpt, E. A. (2013). Peasant in the analyst's chair: Reflections, personal and otherwise, on class and the forming of an analytic identity. International Journal of Psychoanalytic Self Psychology, 8(1), 52-69.
Danto, E. A. (2005). Freud's free clinics: Psychoanalysis & social justice, 1918-1938. Columbia University Press.
Lacan, J. (1964) The Seminar. Book XI. The Four Fundamental Concepts of Psychoanalysis,. Çev: Alan Sheridan. London.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder