Freud'un analiz için belirlediği nötralite ilkesi, klasik psikanaliz yaklaşımı tarafından sanki birkaç kavrama indirgenmiş ve kendi kendinin parodisi haline gelmiş gibi.
Tamamıyla sessiz bir analist…
Sahiden analitik bir nötralite susarak, sessiz kalarak, analizanın acılarına empati göstermeyerek mi olur?
Freud pratisyenliğinde hiç mi empatik davranmamıştır, ya da hepsi bir kenara, bu sessiz kalma ve susmanın bir boşluk olduğu inancı psikanalistler arasında neden bu kadar yaygınlaşmıştır?
Freud’un nötralite ilkesi, analistin analiz sürecinde yönlendirmeyen, kendi arzularını, ahlaki yargılarını ya da duygusal tepkilerini analize sokmayan bir pozisyon almasını ifade eder. Ancak bu ilke zamanla karikatürize hali almıştır: konuşmayan, duygulanmayan, tepkisiz bir analist.
Freud’un pratisyenliği ve kuramsal metinleri incelendiğinde, onun analizde tamamen sessiz kalan bir figür olmadığı zaten görülür. Özellikle pratisyenliğinin ilk yılındaki hastalarına yönelttiği açıklamalar, yönlendirmeleri ve yorumları mevcuttur. Hatta bazı örneklerde oldukça doğrudan ve empatik yaklaşmaktadır. Freud için nötralite, bir tür mesafelenme değildir, daha çok analitik işlevin bozulmaması anlamında kullanılmıştır.
Analistin müdahale etmemesi, serbest çağrışımı bozmaması, analizanın kendi iç dünyasını yansıtabileceği bir yüzey sunması gerektiği düşüncesi zamanla sessizlikle eş anlamlı hale gelmiştir. Ancak bu yaklaşım, çağdaş psikanalitik kuramlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmiştir.
Öznelerarası yaklaşımlarda da yer alan görüş; analistin daima bir “öteki” olduğunu, sessizliğin de bir müdahale olduğunu ve analizanın bunu anlamlandıracağını savunur. Bu okullar, nötraliteyi “boşluk” değil, bir tür kendinin farkında olarak geri çekme, ama gerektiğinde ilişkiyi kurabilme cesareti olarak tanımlar.
Nedense analist serbest çağrışıma müdahale ederse analizan kendi iç dünyasından uzaklaşıp analistin tepkilerine odaklanacak diye düşünülüyor.
Gerçek nötralite; analistin kendi öznelliğini fark etmesi ve bu farkındalıkla analiz pozisyonunu düzenlemesiyle mümkündür.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bilinçdışının topografyası ve korku: Backrooms
Mekan mefhumu, insan canlısının yaşamının başlangıcından inşa edilir, bu bağlamda mimarinin bilinç ve bilinçdışı tezahürlerinin anne karnı...
-
Aldatılma, ne bir ahlâk ihlali ne de bir sadakat meselesidir. Aldatılma, öznenin Öteki’nin arzusuna dair kurduğu sembolik haritanın ani ve...
-
Yazı: Düşüncenin belli imlerle saptanması, yazmak eylemi. mec. Alınyazısı, yazgı Yazmak için gerekli koşulların en başında dil-konuşma g...
-
Nomoi, Platon’un en “felsefi” diyaloğu değildir. Tam tersine, en az metafizik, en fazla düzenleyici olanıdır. Bu nedenle de çoğu zaman Devle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder